Duyu bütünleme, çevreden ve bedenden gelen duyusal bilginin düzenlenip anlamlı bir yanıta dönüştürülmesi sürecini tanımlar. Dokunma, denge (vestibüler), derin duyu (proprioseptif), görme, işitme, tat ve koku kanallarından gelen bilgi bu süreçte bir araya gelir.
Çoğu çocukta bu düzenleme fark edilmeden işler. Bazı çocuklarda ise beklenenden farklı seyredebilir ve bu farklılık günlük yaşamda karşımıza çıkar.
Ailelerin sıkça aktardığı gözlemler şunlardır: belirli kıyafet kumaşlarını veya etiketleri reddetme, saç yıkama ve tırnak kesme gibi rutinlerde belirgin zorlanma, kalabalık ve sesli ortamlarda huzursuzlanma, sürekli sallanma-dönme-zıplama arayışı, dokunulmaktan rahatsız olma ya da tersine çok yoğun temas arayışı, dar bir besin çeşitliliğiyle beslenme, denge gerektiren etkinliklerden kaçınma, yeni bir hareketi öğrenmekte zorlanma.
Bu gözlemlerin tek başına hiçbiri bir tanı anlamına gelmez. Önemli olan, bu durumların çocuğun ve ailenin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir. Giyinmek her sabah uzun bir mücadeleye dönüşüyorsa, çocuk yaşıtlarının katıldığı etkinliklerden sistematik olarak uzak kalıyorsa ya da uyku ve beslenme rutinleri sürekli aksıyorsa değerlendirme yerinde olur.
Değerlendirme; aile görüşmesi, yapılandırılmış gözlem ve klinik akıl yürütmenin birlikte kullanıldığı bir süreçtir. Çocuğun duyusal profili çıkarılır ve bulgular ailenin gözlemleriyle birlikte yorumlanır.
Ayres Duyu Bütünleme® yaklaşımında müdahale, çocuğun içsel motivasyonunu kullanan, oyun temelli ve aktif katılım gerektiren bir yapıda kurgulanır. Etkinlikler çocuğun başa çıkabileceği zorluk düzeyinde tasarlanır.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Çocuğunuza ilişkin bir değerlendirme için uzmana başvurun.